|
1-AMASYA ADININ KAYNAĞI:
Amasya’nın eski adı AMESEİA’dır. Bu ismin nereden geldiği
hususunda çeşitli görüşler mevcuttur. Bazılarına göre
şehir,Mısır Hükümdarlarından Amasis tarafından kurulduğu için bu
ismi almıştır. Fakat AMASİS’İN Pon Kıtası’nı istila ettiğine
dair bir kayıt bulunmadığı gibi,bunun hüküm sürdüğü devirden
birkaç yüzyıl önce Amasya’nın mevcut olduğu da tarihen sabittir
Bazıları da Amasya ismini, Ermeni Krallarından Amasyus’a nisbet
etmektedirler.
AMASYA'NIN KISA TARİHÇESİ
Yapılan arkeolojik araştırma ve bulgulara göre Amasya'da ilk
yerleşme M.Ö. 5500 yıllarında başlayıp Hitit, Frig, Kimmer,
İskit, Lidya, Pers, Hellenistik - Pontus, Roma, Bizans,
Danişmend, Selçuklu, İlhanlı ve Osmanlı dönemlerinde de
kesintisiz olarak devam etmiştir.
Bu dönemlerin arkeolojik yerleşim yerlerine ait kalıntılar halen
mevcuttur. Amasya merkezinde uygarlıklarından derin izler
bırakan Pontuslar'ın (M.Ö.333 - M.Ö.26) Krallarının ölümünden
sonra kayalara oymak suretiyle yaptıkları Kral Kaya Mezarları,
bu gün bile ilimizin anıtsal eserleri arasında yer almaktadır.
M.Ö. 26 - M.S.395 tarihleri arasında Roma egemenliğine geçen
ilimiz ve çevresinde bu uygarlığa ait su kanalları, kaleler
köprüler vb. eserlerden bazıları günümüze kadar gelebilmiştir.
700 yıl Bizans egemenliğinde kalan Amasya'yı 1071 yılında
Anadolu'ya giren Alparslan'ın komutanlarından Melik Ahmet
Danişment Gazi 1075 yılında fethederek burada ilk Türk
Egemenliğini kurmuştur. Bundan sonra Amasya'da Selçuklu
egemenliği görülmektedir. Bu dönemde yaşamış olan vali ve
emirler yaptırdıkları medrese, cami, türbe gibi eserlerle
kentimizi Anadolu'nun en büyük kültür merkezi durumuna
getirmişlerdir. Selçuklular 1243'deki Kösedağ Savaşı'nda
Moğollara yenilmiştir. 1246 yılında başlayan Moğol istilasında,
ilk Amasya Valiliği Seyfettin Torumtay'a verilmiştir. İran'da
kurulan İlhanlılar, 1265'te Anadolu'yu hakimiyetleri altına
alarak, yönetime el koymuş ve kendisine bağlamışlardır.
Kentimizde yaşamış bazı İlhanlı şahsiyetlerinin mumyaları halen
müzemizde teşhir edilmektedir.
1341 yılından sonra Uygur Türklerinden Ertana Beyliği'nin
hakimiyeti görülmektedir. 1386 yılında Şehzade Yıldırım Bayezid
Amasya'yı Osmanlı topraklarına katmıştır. 1402'de Osmanlı
birliğinin bozulmasına sebep olan ve Timur'un zaferi ile
sonuçlanan Ankara Savaşı, Osmanlılardaki kargaşayı, Şehzadeler
arasında mücadeleye dönüşmüştür. Amasya Valisi Çelebi Mehmet
duruma hakim olarak ikinci defa Osmanlı birliğini sağlamıştır.
Amasya; Osmanlı padişah ve şehzadelerinin gösterdikleri özel
ilgi nedeniyle, "Şehzadeler Şehri " olarak ün yapmıştır. Şehzade
Yıldırım Bayezid, Çelebi Mehmet, Şehzade Murat (II) (1404
yılında Amasya'da doğmuştur.), Şehzade Ahmet Çelebi, Şehzade
Mehmet (II), Şehzade Alâeddin, Şehzade Bayezid (II) (oğlu Yavuz
Sultan Selim Han 1470 yılında Amasya Sarayında doğmuştur.),
Şehzade Ahmet, Şehzade Murat, Şehzade Mustafa, Şehzade Bayezid
ve Şehzade Murad (III) çeşitli tarihlerde Amasya'da Valilik
Yapmışlardır. Bu dönemde birçok âlim ve ulema yetişmiş, saray,
çeşme, medrese, cami, türbe v.b. gibi kalıcı eserlerle kentimiz
bir kültür merkezi olarak tarihteki yerini almıştır. Bu eserler
günümüze kadar gelerek geçmişe ışık tutmaya devam
etmektedir.Tarihin akışı içerisinde önemli roller üstlenen
Amasya Kurtuluş Savaşı sırasında yine ön plana çıkmıştır.
19 Mayıs 1919 tarihinde Samsun'da başlayan Milli Mücadele'nin
ilk adımı, 12 Haziran 1919 tarihinde Mustafa Kemal'in Amasya'ya
gelmesiyle devam etmiştir.
Kurtuluş mücadelesinin planları hazırlanmış, Erzurum ve Sivas
kongrelerinin toplanmasına burada karar verilmiş, 22 Haziran
1919 tarihinde yayınlanan "Amasya Tamimi" ile "Milletin
İstiklâlini Yine Milletin Azim ve Kararı Kurtaracaktır"
denilerek Milli Mücadele burada fiiliyata geçirilmiştir. Bu
itibarla, Amasya, Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunda da ilk
önemli adımın atıldığı yer olmuştur.
ANTİK ÇAĞDA AMASYA
Yapılan arkeolojik araştırmalar, Amasya'nın çok eski bir
yerleşim merkezi olduğunu göstermektedir. Suluova çevresinde
yapılan kazılarda höyüklerden çıkarılan çanak, çömlek ve savaş
aletleri, kalkolitik dönemde (M.Ö. 5500-3500) Amasya'nın bir
yerleşim merkezi olduğunu ortaya koymaktadır. Tokat-Amasya
sınırları yakınlarında yapılan kazılarda Bronz çağına ilişkin
vazolar bulunmuştur.
HİTİTLER
Anadolu'da M.Ö. 1900-1200 yılları arasında hüküm süren Hititler,
M.Ö. 14. yy'ın sonlarında Amasya'dan “HAKMİŞ” olarak
bahsetmiştir. Bu yerleşim merkezi, Amasya'da kurulan şehir
kültürünün de başlangıcı olmuştur.
FRİGLER, LİDYALILAR, KİMMERLER, PERSLER
Hitit devleti M..Ö. 1200'lerde batıdan gelen Friglerin akınları
sonucunda yıkıldı. Anadolu'da, Amasya'yı da içine alan bir
devlet kuran Friglerin hakimiyeti 500 yıl sürdü. Kısa bir süre
için Amasya'ya hakim olan Kimmerler'in yerini (M.Ö. 650)
Lidyalılar aldı. Lidya'lılar ile Persler arasında yapılan
savaştan (M.Ö. 585) sonra, Amasya Perslere bırakıldı.
PERS-PONTUS DEVLETİ
Perslerin Amasya'da hakimiyetleri sadece idari yönden kendini
göstermiştir. Uzun bir süre Pers satrabı (valisi) tarafından
yönetilen Amasya daha sonra I. Mitridat tarafından
kurulan Pers-Pontus devleti egemenliğine girmiştir.
Batıdan Anadolu'ya ilerleyen Romalılar, Kapadokyalılar ile
Galatlar'ı birleştirip Pers-Pontus krallığı üzerine sürdüler ve
Pontusluları zayıf düşürdüler. VI. Mitridat zamanında dengeler
değişti ve Romalılar M.Ö. 123'te bütün güçlerini geri çekmek
zorunda kaldılar. Tarihte "Mitridat Savaşları" olarak
bilinen mücadelelerde Romalılar Anadolu'da en büyük
yenilgilerini aldılar. Fakat Mitridat Romalıların bitmek
bilmeyen saldırılarına daha fazla dayanamadı ve M.Ö. 70 yılında
Roma Generali Lukullus Amasya'yı ele geçirdi.
( Kral Kaya Mezarları >>)
ROMA EGEMENLİĞİ
Amasya yaklaşık 400 yıl boyunca Roma egemenliğinde kalmıştır.
Roma İmparatorluğunun M.S. 395'te ikiye bölünmesiyle, Amasya'nın
yönetimi Doğu Roma'ya geçmiştir. Beş patrikliğe bölünen Bizans
(Doğu Roma) İmparatorluğunun, patriklik merkezlerinden biri de
Amasya'dır.
( Alçak Köprü >>)
( Strabon >>)
Amasya, M.S. 8. yüzyıldan sonra Araplar (Emeviler ve Abbasiler)
ile Bizanslılar arasında sürekli olarak el değiştirmiştir. 1071
yılında Alparslan'a yenilen Bizans İmparatoru Diogenes, tahttan
indirildiğini Amasya'da öğrendi. Amasya 1075 yılında Danişmend
Ahmed Gazi tarafından ele geçirilerek Selçuk idaresine
sokulmuştur.
SELÇUKLULAR
Türkler 1071 yılında Malazgirt'te Romalıları yenerek Anadolu'ya
girmiştir. Bu tarihten sonra Anadolu'nun içlerine doğru göçler
artmıştır. Amasya Alparslan'ın komutanlarından Melik Ahmet
Danişmend Gazi 1075 tarafından Bizans İmparatorluğu'ndan
alınmıştır. ( İltekin Gazi Köprüsü >> )
Antakya patriği Kont Bohemund'un, Danişmend Emirinin elinde
olması nedeniyle, İznik'ten Antakya'ya giden Haçlı orduları
Amasya'ya yönelmiştir. Güçlerini Anadolu Selçukluları ile
birleştiren Danişmendli beyliği, Haçlıları Merzifon ovasında
yenilgiye uğratmışlardır.
1143 yılında Selçuk hükümdarı Sultan Mesut, Danişmend emirleri
arasındaki mücadelelerden yararlanarak Amasya'yı Danişmendlerden
almış ve Anadolu Selçuklularının başkenti yapmıştır.
HAÇLILAR AMASYA'DA
1199 tarihinde Haçlı orduları Amasya'ya girerek şehirde
çok büyük bir tahribata neden olmuştur. Fakat, Melik İsmail
Gazi'nin sürekli saldırılarının sonucunda 3 ay sonra şehirden
çıkmak zorunda kalmışlardır.
BABAİ İSYANLARI
1240 tarihinde Baba İlyas, Sultan II. Gıyaseddin'in de
dini ve ahlaki kaidelere uygun olmayan bir hayat sürdüğünü
söylemiş, fakat Sultan tarafından üzerine gönderilen kuvvetler
tarafından Amasya'da öldürülmüştür. Baba İlyas'ın takipçisi olan
Baba İshak'ın başlattığı ayaklanma da bastırılarak harekete son
verilmiştir.
MOĞOL İSTİLASI
Batı'ya doğru ilerleyen Moğollar, 1243 tarihinde Selçuklularla
Kösedağ'da savaşmış, savaşı Selçuklular kaybetmiştir.
Moğollar Kayseri'de büyük bir kıyım gerçekleştirmiş, daha sonra
Erzincan'ı ele geçirmişlerdir. Moğollarla barış antlaşması
Amasya'da imzalanmış, böylece Anadolu'nun egemenliği Moğollara
geçmiştir. Moğollar devrinde Anadolu'nun genel idaresi Baycu
Noyan'a, Amasya valiliği de Emir Seyfettin Torumtay'a
verilmiştir. ( Torumtay Türbesi >>)
(
Burmalı Minare Camii >>)
İLHANLI HAKİMİYETİ
Moğol İmparatorunun 1258'de ölümü üzerine, imparatorluk
toprakları üzerinde dört büyük devlet kurulmuştur. Bu
devletlerden İlhanlı, Anadolu'yu işgal etmiş, Amasya'daki
hakimiyetleri de 1335'e kadar sürmüştür. Bundan sonraki 8 yıl
boyunca Amasya çeşitli yerel beyliklerin egemenliği altında
kalmıştır. ( Bimarhane >>)
( İlhanlı Mumyaları >> )
ERETNA DEVLETİ
İlhanlı'nın Anadolu Valisi Aladdin Eretna 1341'de bağımsızlığını
ilan etmiş ve Eretna Devletini kurmuştur. Bu devletin
sınırları içinde yer alan Amasya, daha sonra bir kaç defa el
değiştirmiştir. 1360 yılında Amasya valisi olan Şadgeldi Paşa,
Eretna'ya olan bağlılığını bozarak Amasya Beyliği'ni
kurmuştur.
Şadgeldi Paşa, kuvvetli rakibi Sivas Hükümdarı Kadı
Burhaneddin'i ortadan kaldırmak için 1382'de giriştiği Kazova
Savaşı'nda ölmüştür. Bu savaştan sonra Kadı Burhaneddin Amasya
toprakları üzerinde hak iddia etmeye başlamıştır. Bölgedeki
başka beyler de Amasya'ya göz dikince, Amasya Beyliğinin
müsteşarı, "Osmanlı Devleti'nin himayesine girmeyi"
önerir. Yapılan yazışma sonunda Osmanlı Hükümdarı Sultan Murad
bu öneriyi kabul eder. Şehzadesi Yıldırım Bayezid'i Amasya'ya
gönderir.
VE OSMANLILAR
Yıldırım Bayezid, 1386 yılı Ramazan bayramının ilk günü
Amasya'ya girer. Böylece Amasya Beyliği, Osmanlı Devleti'nin bir
eyaleti, Yıldırım Beyazıt da bu eyaletin ilk valisi olur.
OSMANLI DÖNEMİNDE AMASYA
Ölen babasının yerine padişah olan Yıldırım Bayezid,
Timur tehlikesine karşılık, oğlu Çelebi Mehmet'i Amasya
Valisi yapar. Bayezid 1402'de Timur'un ordularına yenilir.
Amasya'nın ileri gelenleri Çelebi Mehmet'i tekrar şehre davet
ederler. O da burada hükümdarlığını ilan eder. (Çelebi Mehmet
Medresesi)
Çelebi Mehmet 1413'te Osmanlı hükümdarı olmuştur. Mehmet, oğlu
Şehzade Murat'ı Amasya'ya vali atar. Ankara valisi Yörgüç
Paşa da devlet işlerini yürütmek için, Amasya'ya davet edilir.
( Yörgüç Paşa camii >>). Çelebi
Mehmet'in çok ağır hastalanması üzerine, Şehzade Murad padişah
olur (1421). Yörgüç Paşa'nın Edirne'ye atanması üzerine, II.
Murad'ın büyük şehzadesi Çelebi Ahmet Amasya'ya vali olarak
atanır (1435) ama valiliği uzun sürmez - 1438'de bu şehirde
vefat eder.
Çelebi Ahmet'in ölümü üzerine bu kez Amasya'ya Şehzade Mehmet (Fatih
Sultan Mehmet) vali olarak atanır - henüz 7 yaşındadır. İlk
öğrenimine burada başlar. Şehzade Mehmet aynı yıl Manisa'ya vali
atanır. Yerine de II. Murad'ın en büyük şehzadesi Alaeddin
getirilir. Fakat Alaeddin, kendisini çekemeyenler tarafından 18
yaşında boğdurulur. ( Sabuncuoğlu
Şerefeddin >>)
II. BAYEZİD
II. Bayezid 1454 tarihinde Amasya'ya vali atanır. Henüz 7
yaşındadır. II. Bayezid döneminde Amasya tam bir bilim ve sanat
merkezi haline gelir: öyle ki şehirde, bir kadın şairin (Mihri
Hatun) yetişmesine olanak tanıyacak bir kültür ortamı vardır. II.
Bayezid, Fatih Sultan Mehmet'in ölümü üzerine Osmanlı
Devleti'nin 8. padişahı olur. Bayezid'in büyük oğlu Şehzade
Ahmet Amasya'ya vali olarak atanır ve 1481 - 1512 yılları
arasında bu şehirde valilik yapar. Edebiyata ve ve musıkiye
düşkün olduğu için bir çok sanatçı Amasya'da toplanır.
( Mihri Hatun >>) ( Hattat Şeyh Hamdullah >>)
ŞEHZADE AHMET, Şah İsmail'in Anadolu'da oluşturduğu
tehdidi fark edemez. Şiilerle savaşması gerekirken padişah olmak
üzere Amasya'yı terk eder. Ama bu sırada Yavuz Sultan Selim
tahta geçmiştir bile. Şehzade Ahmet de Amasya'ya dönerek
bağımsızlığını ilan eder, adına hutbe okutur. 1513 yılında
Amasya'dan ayrılır, Yenişehir'de Sultan Selim ile savaşır ve
yenilerek öldürülür.
YAVUZ SULTAN SELİM Çaldıran zaferinden sonra 1515 yılının
kışını Amasya'da geçirir. 1516 yılında da Mısır seferine çıkar.
Fakat, ağabeyinin oğlu Murad ve taraftarları bu sırada Amasya ve
bölgesinde Celali isyanlarını çıkarırlar. Bölgedeki
huzursuzluklar yüzünden Rum eyaletinin merkezi Amasya'dan
Sivas'a kaydırılır.
Kanuni Sultan Süleyman'ın oğlu Şehzade Mustafa 1538'de
Amasya'ya vali olmuş ve bu görevi 1553'e kadar yürütmüştür. Bu
dönemde kendini hem halka hem de şehrin ileri gelenlerine çok
sevdirmiştir. Fakat düzenlenen bir tertip sonucunda Konya'da
öldürülmüştür. Bu duruma çok üzülen Amasya halkı ve ileri
gelenleri Kanuniye gücenmişlerdir.
KANUNİ SULTAN SÜLEYMAN 1554 yılında Amasya'ya gelir ve 6
ay burada kalır. Amasyalılardaki bu üzüntüyü gidermek amacıyla
bir yıllık vergiyi affeder, tımarlı sipahileri terhis eder. Bu
arada da bir çok diplomatik faaliyetlerde bulunur, çeşitli
ülkelerin elçilerini kabul eder. 1555 Haziran'ında şehirden
ayrılır.
Kanuni'nin büyük oğlu Şehzade Bayezid Amasya'ya vali
olarak atanır. Fakat babasıyla ters düşmesi ve kardeşiyle taht
mücadelesine girmesi ve bu mücadeleyi kaybetmesi sonucu 1559'da
İran'a iltica eder.
Bu olaydan sonra Amasya ve civarında bir çok isyan hareketi
görülür. Bu hareketler Amasya'da hem maddi hem de manevi bir çok
zarara yol açar. Fakat 1919 yılına kadar, bunlardan başka
önemli bir olay olmaz.
CUMHURİYET DÖNEMİNDE AMASYA
Almanya ve Avusturya'nın barış istemesi üzerine Osmanlı Devleti
de 30 Ekim 1918 tarihinde Mondoros Mütarekesini kabul
etti. Bunu üzerine itilaf devletleri Anadolu'yu paylaşmak üzere
harekete geçtiler. İngilizler, Fransızlar ve İtalyan'lar çeşitli
şehirleri işgal etmeye başladılar. Yunanlılar da 15 Mayıs
1919'da İzmir'e girdiler ve Anadolu'nun içlerine doğru
ilerlemeye başladılar. Bu ilerlemeye karşı gösterilen silahlı
direniş ise merkezi bir yönetimden yoksundu.
MUSTAFA KEMAL ANADOLU'DA
Mondoros
imzalandıktan sonra İstanbul'a gelen Mustafa Kemal Paşa,
burada ülkenin durumu hakkında önemli kişilerle görüşmeye
başlamıştı. Ama bu kişilerin bir çoğu tutuklanınca, Mustafa
Kemal Anadolu'ya geçmenin bir yolunu aramaya başladı. Kuzey Doğu
Anadolu'daki karışıklıklarla ilgilenmesi için Mustafa Kemal 9.
Ordu Müfettişi sıfatıyla 16 Mayıs 1919'da Samsun'a doğru hareket
etti.
AMASYA'YA VARIŞ
Samsun ve Havza'da görüşmeler yaptıktan sonra 12 Haziran 1919'da
Amasya'ya gelmiş, daha güvenlikli bulduğu bu şehri bir süre
merkez edinmiştir.
Mustafa Kemal Amasya'dayken telgrafla ve kuryeler aracılığıyla
Anadolu ve Trakya'daki bir çok askeri ve mülki idarecilerle
ilişki kurdu. 22 Haziran 1919'da da bir genelge
yayımladı. Daha sonra Amasya tamimi olarak anılacak bu metinde
şöyle deniliyordu:
AMASYA TAMİMİ
"Ülkenin bütünlüğü, ulusun bağımsızlığı tehlikededir. Merkezi
hükümet, İtilaf devletlerinin etkisi ve denetimi altında
bulunduğundan, yüklenmiş olduğu sorumlulukların gereğini yerine
getirememektedir. Ulusun haklı sesini bütün dünyaya duyurmak
için, her türlü etki ve denetimden uzak, ulusal bir kurulun
oluşturulması şarttır. Her tarafla yaptığım görüşmelerde aldığım
öneriler ve ulusun genel isteği, bugünlerde Anadolu'nun en
güvenilir kenti olan Sivas'ta bir an önce ulusal bir kongrenin
toplanması doğrultusundadır. Bunun için Osmanlı vilayetlerinin
her livasından, parti ayrımı yapılmaksızın, güçlü ve halkın
güvenini kazanmış üçer kişi, zaman geçirmeksizin yola
çıkarılmalıdır..." ( AMASYA TAMİMİ'nin tam
metni >>)
Amasya'da geçekleşen bir diğer önemli olay da, İstanbul
Hükümet'inin, Temsil Heyeti ile uzlaşma çabalarının bir ürünü
olan Amasya Protokolleri'dir. İstanbul Hükümetini temsilen
Bahriye nazırı Salih Paşa ile temsil Heyeti adına Mustafa Kemal
Paşa, Rauf Orbay ve Bekir Sami Bey arasında, 20-22 Ekim 1919'da
Amasya'da gerçekleşen görüşmelerde üçü açık ve ikisi gizli olmak
üzere, toplam beş protokol imzalanmıştır.
|